Ya basta! Edi bese! Artık yeter!
Devleti temsil edenlere hatırlatıyoruz: Kullandığınız eril ve cinsiyetçi dil devletin resmi dili değildir. Kullandığınız dil ve üslupla cinselleştirilmiş şiddeti normalleştiriyor; kadınları, çocukları, LGBTİ+’ları hedef gösteriyorsunuz.

Son dönemde izlediğimiz gelişmeler bu ülkede yaşayan kadınlar, çocuklar ve LGBTİ+’lar adına üzerimizde büyük bir öfke ve endişe oluşturuyor.

Parti lideri, bakan, cumhurbaşkanı, milletvekili nezdinde kişiler iktidar ve muhalefet ayrımı olmaksızın kamuoyu önünde televizyonlardan veya kürsülerinden seslenirken etki unsuru olarak kadın düşmanlığını, tecavüz kültürünü büyük bir fütursuzlukla kullanıyorlar. Bir bakan bir mafyanın kendisi hakkındaki suçlamaları karşısında cevap vermemek için “Herkes o videoları izliyorsa ne olmuş? Herkes çocuk pornosu da izliyor” diyebiliyor. Bir cumhurbaşkanı, kadın parti liderine “gelin hanım” diyebiliyor. Birbirlerini alaylı bir dille kadınlara, hayvanlara tecavüz etmekle suçlarken bu ülkede şiddetin kadınların, LGBTİ+’ların, çocukların ve hayvanların yaşam hakkından başlayıp en temel haklarına kadar nasıl ihlal ettiğini yok sayıyorlar. Yargının kılını kıpırdatmadığı, istismar faillerinin soruşturulmadığı, cezasızlığın norm olduğu Türkiye’de; resmi görev ve temsiliyeti olan kişilerin tecavüzü, tecavüze maruz bırakılanları, katledilenleri birbirine sataşma aracı olarak, yaptıklarını meşrulaştırmak üzere kullanmaları hak savunucularının yadsıyamayacağı bir boyuta ulaştı.

Hak savunucuları olarak bu dili kullanan ve görevi haklarımızı korumak olan kişileri açık ediyoruz!

İstanbul Sözleşmesi’nin bir gece yarısı kararnamesiyle fesh edilmeye çalışıldığı Türkiye’de ilgili bakan çıkıp kadına yönelik şiddetin tolere edilebilir seviyede olduğunu söyleyebildi. İstanbul Sözleşmesi’ni uygulamamak adına ona alternatif olarak oluşturulan meclis komisyonunda, sıfatı Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Başkanı olan biri çıkıp 15 yaşındaki çocukların nikahlanmasının insan hakkı olduğunu söyleyebildi.

Bakanları “küçüğün rızası”, “Millet çocuk pornosu da izliyor” diyebilen bir ülkede, insan hakları ve eşitlikten sorumlu kılınan kişinin çocukların evlenmesini hak olarak tanımlamasına şaşırmıyoruz ancak bu cinsel istismarı meşrulaştırma çabasını çok ciddiye alıyoruz. Toplumsal barışı tehlikeye sokan şey temel insan haklarına ard arda saldırılmasıdır. Vahim olan budur. İstismar faillerinin istismar ettikleri çocuklarla evlendirilerek affedilmesini öneren yasanın ısrarla ve dördüncü kez önümüze getirilmeye çalışılması da bu vehametin sonucudur.

Temel insan hakları evrenseldir. Uluslararası hukuka ve sözleşmelere, evrensel beyannamelere dayanır. Devletler iç hukukta “yerli ve milli hak”lar diyerek şiddeti meşrulaştıramaz! Manevi değerler, geleneksel değerler adı altında ayrımcılığı, nefreti, kadın düşmanlığını, çocuk istismarını yasalaştıramaz.

Hiçbir şiddet biçimi toplumsal değer olamaz!

Devleti temsil ve halka karşı sorumluluğu olan tüm yetkililere sesleniyoruz:

  • Acil olarak İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönün ve sözleşme hükümlerini etkin olarak uygulamaya başlayın.
  • Cinsiyetçi ve eril dilden, nefret dilinden medet ummayın. Şiddetsiz dile geçin ve topluma örnek olun.
  • Tecavüz kültürünü değil toplumsal cinsiyet eşitliğini telkin eden beyanlarda bulunun. Demokratikleşme adına 0 noktasına geri dönün ve şununla başlayın: “Kadınlar ve erkekler eşittir”. Fırsat, fıtrat gibi konularla insan haklarını geri planda bırakmaya çalışmayın. Eşitliği sağlayıcı adımlar atın.
  • Evrensel Çocuk Hakları Bildirgesi’ni dikkate alıp evlenme, çalışma, sözleşme imzalama gibi yetişkin sorumluluklarının çocuk hakları ihlali olduğunu; çocuklara yetişkin muamelesi yapmanın onları duygusal, fiziksel, cinsel ve ekonomik yönden istismar ettiğini hatırlayın.
  • LGBTİ+ hakları, temel ve evrensel insan haklarıdır. Hiç kimsenin cinsel yönelimi, cinsiyet kimliği hedef gösterilemez. Hiç kimseye bu yüzden anormal ya da sapkın denilemez. Hedef gösterme ve inkar politikasından vazgeçmekle başlamanızı öneririz: Bu ülkede lezbiyen, gay, trans, biseksüel, interseks kişiler var. Her yerde olduğu gibi. Varız ve haklarımızı elde edene kadar hiçbir yere gitmiyoruz!
  • Son olarak: Cinsel şiddet ve cinsel şiddet türlerini ağzınıza sakız etmekten bir an önce vazgeçin! Cinsel şiddet ve istismardan hayatta kalanları ve herkesi tetiklemeyi bırakın; asıl görevlerinizi yapın ve cinsel şiddet sonrası destek sistemini bir an önce kurun. Cinsel Şiddet Kriz Merkezleri’ni açın!

Comments are closed.