BASIN BİLDİRİSİ / 18 Ağustos 2015

Günlerimiz her yeni ölüm haberiyle daha da kararıyor. Barışın kıyısında dolanırken beklemediğimiz, ummadığımız bir savaşın; iktidarın gözü dönmüş, kana susamış savaşının ortasında bulduk kendimizi.

Cinsel şiddet; savaşlarda, çatışmalarda belki de tüm silahlardan daha etkili bir araç olarak kullanılır. Düşman bellenen tarafı sindirmenin, yıldırmanın en etkili ve korkunç araçlarından biridir. 90’lardan dinlediğimiz, yaşadığımız, tanık olduğumuz ve yüzleşme/adalet ile barışa taşımayı umduğumuz şiddet hikayelerine yine tanık ediliyoruz. Geçtiğimiz hafta içinde sosyal medyada görüntüleri pervasızca dolaştırılan kadın gerilla Ekin Wan’ın teşhir edilen çıplak cesedi, savaş ortamında cinsel şiddeti meşrulaştırmak için kullanıldı ve bu görüntüyü paylaşanlar bu suça ortak oldu. Bu savaş kadınların savaşı değil. Fakat oluşturulan bu algıyla; yaşanan her kadın cinayetinin, her çocuk istismarının, hayvana-kadına-trans bireye yönelik her tecavüzün, her ev takibinin, mesaj tehdidinin önünü açılmaktadır. “Kahraman, ne mutlu şehit ailesine, gazi, aslan parçası, vatan koruyan erkek vs” söylemleri, sadece savaş dönemlerinin militarist dili ve ikna aracı değil, savaşın olmadığı dönemlerde de milliyetçi, eril şiddetin destekçisi; her türlü cinsel şiddetin meşrulaştırılma aracıdır.

Biliyoruz ki savaşın, ondan ekonomik ya da siyasi çıkarı olanlar dışında kimseye bir faydası yoktur, kazananı da yoktur. Ancak yine de kuralları vardır. Savaş ortamında dahi olsa siviller koruma altında olmalıdır. Fakat devletin kimleri koruduğunu görmemiz zor olmuyor. Zira günlerdir devlet güçlerinin, polisin, jandarmanın kendi vatandaşlarını değil korumak, bizzat infaz ettiğini dehşetle izliyoruz. Türkiye hükümeti kendi güçleri yoluyla, sivilleri infaz ederek, öldürülenlerin bedenlerini teşhir ederek ulusal ve uluslararası tüm mekanizmalara göre suç işlemektedir. Geçici hükümet konumundaki bu hükümetin bir an önce savaşa son vermesi gerekmektedir. Devleti yönetenler asla bir iç savaşı; ölümleri, faili meçhulleri, infazları, misillemeleri savunan ve kışkırtan olmamalıdır. Ancak burada en önemli eylem; toplumun bu suçlar karşısında sessiz kalmadan adaletin sağlanması için mücadele etmesidir.

Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği olarak savaşın, savaştan kaynaklı şiddetin/cinsel şiddetin bir an önce sonlandırılması ve adaletin sağlanması için tüm gücümüzle mücadele edeceğimizi bildiririz.

Dayanışmayla,
Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği

Comments are closed.