BASIN BİLDİRİSİ: CANSEL İÇİN SUSMA

Ülkenin her yerinde liselerin, üniversitelerin, kuran kurslarının, spor maçlarının, sosyal alanların, kıraathanelerin, sokakların, hastanelerin; dahası evlerimizin içinin her yaştan taciz ve tecavüzcüyle dolu olması bireysel ve tesadüfi bir durum değildir.

Cansel’in ve cinsel-fiziksel-psikolojik şiddet sonucu ölen, öldürülen tüm genç kadın ve çocukların sorumlusu önce hükümet – sonra toplumun tüm bireyleridir. Bizleriz.

Türkiye’de ağzından eğitim şart lafı çıkan bireyler dahil herkes, sorunu başkasına havale etmeyi ve günah keçisi aramayı ülkenin en üst kademesindeki hükümet görevlilerinden örnek alarak, en alt kademesindeki bireylere kadar adeta bir sorumluluk gibi uygulamaktadır. Her tecavüz haberinde kan, intikam, idam, hadım ve linç taleplerinden geçilmezken, sorunun toplumsal boyutunda kendi payını sorgulamaktan hemen herkes kaçınmaktadır.

Eğer Cansel okulda uğradığı taciz-istismar sonucu koskoca ülkede gidecek tek bir kişi, çalacak tek bir kapı ve alabileceği bir gram desteği bulamadıysa bundan HEPİMİZ SORUMLUYUZ. Bu ülkede şu anda şu dakikada Cansel gibi destek bulamayan milyonların olduğunu, sessizliklerini koruduğunu da hepimiz çok iyi biliyoruz.

Bir kadın, bir erkek, bir çocuk, cinsel şiddete uğradığını “dayak yedim, hırsızlığa uğradım” der gibi özgürce söyleyemiyorsa bundan hepimiz sorumluyuz.

Eğer failler şiddeti uygularken mağdur ettikleri kişilerin kimseyle konuşamayacaklarına, ailelerine yalan söylemek zorunda kalacağına ve korkularına bu kadar güvenebiliyorlarsa bundan hepimiz sorumluyuz.

Türkiyedeki erkeklerin istisnasız hepsi çocukluklarından itibaren toplumsal “erkek olma” tezgahından geçerken kadınları aşağılamayı, baskılamayı, tecavüzle ilgili şakalar yapmayı küfürü ve eşitsizliği öğreniyorsa; aynı davranışları kadınlar da hemcinslerine yönelik içselleştiriyorsa;

Türkiyede tecavüzün olduğu yerlerde, herkes tarafından bilinmesine rağmen kimse bunu açığa çıkarmıyor ve “turizme zarar gelmesin” ilçenin/okulun/otelin/partinin/örgütün/sendikanın/ üniversitenin/cemaatin/ordunun/ vs.nin adına zarar gelmesin diyerek el birliğiyle üzerini örtüyorsa;

Hükümet cinsel şiddeti önlemek için kılını bile kıpırdatmıyor, sorunu bireylere havale ediyor; herşeyin en arka sırasına koyuyor; cinsel şiddet danışma merkezleri, tecavüz kriz merkezleri açmıyor; polisini, doktorunu, adli tıpçısını, sosyal çalışanını, savcısını, hakimleri özel olarak eğitmiyor; halkı bilinçlendirecek hizmetleri sunmuyor; kadınları bireysel olarak güçlendirme değil topyekün koruma bahanesiyle baskılama politikası güdüyor; kadınları erkeklerle eşit görmüyor; hatta cinsel şiddeti meşrulaştıran söylemleri devlet yetkililer bizatihi kullanıyorsa;

bundan biz de sorumluyuz.

CİNSEL ŞİDDETLE MÜCADELE DERNEĞİ, bu konuda emek vermeyi bir sosyal sorumluluk olarak değil, hepimizin hayatını kuşatan şiddetin varlığının ve meşruiyetinin azalması için bir hayatta kalma biçimi olarak görmektedir. Tek bir Cansel’in, Okyanus’un, Mülayim’in, Özgecan’ın daha ölmesine tahammülümüz yok. Hepbirlikte nefes almak için, mücadele etmeye devam edeceğiz.

Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği – 22 Şubat 2016

Comments are closed.