Cinsel şiddet suçlarında indirimden söz etmek, toplumun devlete güvenini ve adalete inancını sarsmaktır.

Sürekli gündemde olan infaz indirimi düzenlemesi, korona virüsü nedeniyle öne alındı. Medyaya yansıyan son infaz paketi düzenlemesinden önce, belirli suçlar infaz indirimi kapsamı dışında bırakılmıştı. Kapsam dışı bırakılan suçlara cinsel suçlar da dahildi. Ancak belirli suçların kapsam dışı bırakılması hem kapasitelerinden fazla mahpus bulunduran cezaevlerini rahatlatmayacağı hem de Anayasa’nın eşitlik ilkesi nedeniyle düzenlemenin kapsam dışı bırakılan suçları da içereceğine dair endişeleri beraberinde getirdi. Bu endişeler ışığında kapsam genişletilerek cinsel suç faillerinin de indirimden faydalanması gündeme getirildi. Hatırlatmakta fayda var ki, Anayasa’nın Eşitliği düzenleyen 10. Maddesinin 2. fıkrası devlete kadınlara yönelik bir pozitif yükümlülük yüklemekte, devletin eşitliği sağlama yükümlülüğü olduğunu belirtmektedir. İmzacısı olduğumuz CEDAW ve İstanbul Sözleşmesi de bu yükümlülüğü tekrar tekrar hatırlatmaktadır. Aynı zamanda 10.maddenin 3. Fıkrası da çocuklar için alınacak tedbirlerin eşitlik ilkesine aykırı olmayacağını belirtmiştir. 

Koronavirüs (COVID-19) pandemisi nedeniyle her geçen gün artan ölümleri duyuyor, kitle iletişim araçlarından ve sosyal medyadan gelişmeleri takip ediyor ve endişeleniyoruz. Biliyoruz ki, mevcut karantina şartlarında toplumsal dışlanmanın hedefinde olan yaşlılar, virüsün nedeni olarak hedef  gösterilen LGBTİ+’lar, engelliler, fail ile aynı evde kalmak zorunda olduğu için ev içi şiddete maruz bırakılmaya devam eden kadınlar, sınır kapılarında sağlıksız koşullarda, yoğun kış şartlarında bekletilen mülteciler, hakları hiçe sayılan çocuklar, mama ve su kapları tekmelenen, görünmezleştirilen, şiddete daha açık hale getirilen hayvanlar bu süreçte daha da kırılgınlaştırılıyor. 

Önümüze konulan infaz paketi bu haliyle meclisten geçerse, cinsel şiddet faillerinin salıverilmesiyle birlikte her gün risk altında olan kadınlara ve çocuklara yönelik şiddetin karantina şartlarında daha da artacağını öngörmek zor değil. Bu infaz paketi sadece faillere değil, cinsel şiddete maruz bırakılanlara da mesajdır. Hali hazırda  bildirilemeyen veya üzeri örtülen çocuklara yönelik istismar ve cinsel şiddet, faillerin suçunun hafifletilerek teşvik edilmesiyle daha da görünmez olacak. Mevcut düzenlemelerle “3-5 yıl yatıp çıkarım” yaklaşımına sahip olan potansiyel saldırganların sayısı, mağdurların evlere kapandığı sıra dışı şartlarda daha da artacak. Resmi istatistikleri devlet tarafından tutulmayan kadın cinayetlerinin, taciz ve tecavüzlerin, cinsel istismarın oranını sıradışı pandemi koşullarında nasıl ölçebileceğiz? Toplum içinde sıradan şartlarda yadırganmayan, bildirilmeyen, en yakın çevrede dahi engellenemeyen, yok saymaya çalışılan çocukların ve ergenlerin evlilik yoluyla istismarını, bu düzenlemeler sonrası bir suç ve hak ihlali olarak nasıl görebileceğiz? Hak sahibi bireylere karşı işlenen bu suçların daha fazla görünmez olmasından kaygı duyuyoruz. Toplum içerisinde adalete olan ümidin azalmasından, cinsel şiddete maruz bırakılanların ve hepimizin ruh sağlığının, iyi olma halimizin, şiddetsiz dünya inancımızın gittikçe ve daha fazla zedelenmesinden kaygı duyuyoruz. 

Cinsel şiddetin önlenmesi için hem koruyucu-önleyici çalışmalar hem de cinsel şiddet sonrası destek sisteminin varlığı hayati önemdedir. Koruyucu önleyici çalışmalar; özellikle eğitim, sağlık ve hukuk alanlarında şiddeti ortaya çıkaran koşulları sebepleri tespit ederek ortadan kaldırma, önlem alma ve uygulama gerçekleştirmeye yönelik çalışmalardır. Destek sistemi çalışmaları ise, cinsel şiddet sonrasında hem maruz bırakılan kişilerin hem de toplumun şifa bulması ve onarıcı adaletin yerine gelmesi  için gerekli adımların atılmasını kapsar.

Devlet, cinsel şiddet suçlarında cezalarda indirime giderek toplumun güven duygusunu ve adalet inancını sarsmak yerine; var olan kanunları uygulamalıdır.

Ayrıca hem koruyucu önleyici, hem de cinsel şiddet sonrası destek sistemi çalışmaları devletin görevleri arasındadır. İstanbul Sözleşmesi’nde yer alan hükümler uygulanmalı; devlet 25. maddede belirtilen destek sistemlerini sağlamalıdır. Şiddeti azaltmak için 6284 sayılı yasa uygulanmalıdır. Yerel yönetimler de kanunlarla uyumlu biçimde cinsel şiddete maruz bırakılanlara yönelik destek sistemi çalışmalarını hayata geçirmelidir. 

Yönetimlerin görevinin toplumu ve bireyleri korumak olduğunu unutmayın. İstanbul Sözleşmesi’nin bize sağladığı haklarımız var. En başta güvenli yaşam hakkımız olmak üzere tüm haklarımıza sahip çıkmak için sesimizi yükseltmeliyiz.

Hakkınızı aramaktan vazgeçmeyin. İnfaz paketinin bu haliyle geçmemesi, kadınların ve çocukların yararının gözetilmesi gerekir.

Faillere yönelik cezaların, önlemlerin ve cinsel şiddet sonrası destek hizmetlerinin takipçisi olun!

Comments are closed.