Kamuoyunun dikkatine,

01 Aralık 2019 tarihinde Sağlıkta Genç Yaklaşımlar Derneği ve Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği olarak ortak şekilde paylaştığımız ‘HIV Statümü Paylaşmak Zorunda Değilim’ postu sosyal medyada yoğun bir biçimde olumlu, olumsuz tepki aldı.  Bu geribildirim ve paylaşımlar bizlere Türkiye’de HIV konusundaki tartışmaların ve çalışmaların ne kadar önemli ve gerekli olduğunu bir defa daha kanıtladı.

Her yıl 1 Aralık Dünya AIDS Günü’nde, HIV ve AIDS ile ilgili doğru bilgilere erişmenin, güvenli davranışların yollarını bilmenin önemi vurgulanır. HIV ile yaşayan bireylerin maruz bırakıldıkları ayrımcılık ve damgalamaya dikkat çekilir. Bu açıdan 1 Aralık, HIV ile yaşayan insanlarla dayanışma ve toplumdaki HIVfobi ile mücadele açısından önemli bir gündür. 

“HIV statümü paylaşmak zorunda değilim” paylaşımına gelen yorumlarda sıklıkla karşı karşıya kaldığımız “HIV+ bireylerin bilerek ve isteyerek, gizleme ya da zorlama yoluyla karşısındaki insanlara HIV bulaştıracağı” ve benzeri varsayımlar; HIV+ bireylerin toplumda maruz bırakıldığı ötekileştirmeye, suçlanmaya ve hedef gösterilmeye birer örnektir. Bu örnekler HIV statüsünün paylaşılmasının önündeki engelleri de gözler önüne sermektedir. Açılan bu tartışma alanı ile HIV+ bireylere yönelik önyargı ve ayrımcılığın da gözden geçirilmesini umut ediyoruz. 

HIV ve AIDS aynı mıdır?: HIV, (Human Immunodeficiency Virus/İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü) bağışıklık sistemini etkileyen bir enfeksiyon etkenidir. AIDS ise, (Acquired Immune Deficiency Syndrome/Edinilmiş Bağışıklık Yetmezliği Sendromu) HIV’in tedavi ile baskılanmadığı durumda, ortalama 2-12 yıl içinde vücudun bağışıklık sisteminin savunma işlevini yerine getirmemesi sonucunda, kişinin diğer enfeksiyon ve hastalıklara açık hale gelmesiyle birlikte gelişen bir hastalıklar tablosudur. 

Nasıl bulaşır?: HIV ve AIDS’e dair yanlış bilinen temel noktalardan birisi de, HIV bulaşının nasıl gerçekleşeceği konusudur. Kan, meni sıvısı, vajinal sıvı ve anne sütü bulaşın gerçekleşebileceği vücut sıvılarıdır. Bulaş yolları ortak enjektör kullanımı, güvenli olmayan  kan, kan ürünleri ve organ nakli, korunmasız cinsel ilişki ve gebeden bebeğe geçiştir. Bu yollar dışındaki hiçbir yol ve temas virüs bulaşına sebep olmaz. 

Tedavisi var mı?: HIV bilinenin aksine, tedavisi bulunan bir enfeksiyondur. HIV ile yaşayan kişiler düzenli ilaç tedavisine ve tıbbi kontrollerine devam ettikleri sürece sağlıklı şekilde hayatlarına devam edebilirler. Geçtiğimiz yıllarda yapılan partner araştırmaları sonuçları HIV tedavisi ile enfeksiyonu kontrol altına almanın virüsün partnerler arasında geçişini durdurduğunu göstermektedir. Tüm dünyada Belirlenemeyen = Bulaştırmayan olarak tanımlanan bu bilgiyi en kısa şekilde tedavi alan kişilerin cinsel partnerlerine virüsü bulaştırmadıkları olarak aktarabiliriz. Tedavi, HIV ile yaşayan bireylerin ebeveyn olabilmelerini, virüs taşımayan çocuk sahibi olabilmelerini, hayatlarına virüsü başkalarına bulaştırma korkusu olmadan yaşayabilmelerini ve HIV taşımayan bir bireyle tamamen aynı yaşam süresini sağlar. Diğer bazı virüs türleri gibi HIV vücuttan tamamiyle uzaklaştırılamadığı için tedavinin sürekliliği temel yaklaşımdır. HIV+ kişiler sağlıklıdır ama toplumda sağlıksız olarak değerlendirilmeye devam edilmektedirler. HIV statüsünü bilen kişilerin çok büyük bir kısmı tedavi almaktadır. HIV kontrol programlarına bakıldığında, asıl risk oluşturan faktör HIV statüsünü bilmemektir.

Nasıl korunulur?: HIV’in tüm bulaş yolları için erişilebilir korunma yöntemleri bulunmaktadır. Virüsün cinsel yolla bulaşını engellemenin en kolay yöntemi kondom kullanımıdır. Kan ve kan ürünleriyle virüsün geçişini engellemek için de Kızılay tarafından tüm kan ve kan ürünleri HIV ve birçok enfeksiyon etkeni açısından hassasiyetle taranmaktadır. HIV’in gebeden bebeğe doğrudan geçişi ise HIV tedavisi, emzirmeyi durdurma ve yenidoğan için önleyici tedavilerle engellenebilmektedir. Son yıllarda temas öncesi ve sonrası önleyici medikal tedavilerde kullanılmaya başlanmış olmakla birlikte temas öncesi önleyici tedavi ülkemizde erişimi mümkün değilken temas sonrası önleyici tedavi özellikle cinsel şiddet mağdurları ve sağlık profesyonelleri için devlet güvencesi kapsamında ücretsizdir. Doğru kullanılan kondom, kişileri hem HIV’den, hem diğer cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan, hem de istenmeyen gebelikten korur. Kişilerin cinsel ilişkide kendilerini olası risklere karşı koruması için kondom kullanması gerekir. Korunmak ve sağlığını korumak kişinin kendi sorumluluğudur. Kişinin sağlığının sorumluluğunu alabilmesi için doğru bilgiye ve korunma yöntemlerine erişebilmesi, partneri ile açık iletişim kurabiliyor olması gerekmektedir. HIV statüsünden bağımsız olarak güvenli bir ilişki, kişilerin sağlık durumları hakkında bilgi sahibi olduğu, açık iletişim kurabildikleri ve onaya dayalı ilişkilerdir. HIV+ bireyler cinsel partnerlerine statülerini söylemek zorunda bırakılamazlar. Statüsünü paylaşmak istemeyen bir kişiyle cinsel birliktelik yaşarken kondom kullanmak veya kullanmamak, cinsel birliktelik yaşamak ya da yaşamamak partnerlerin kendi kararıdır. 

HIV ve AIDS’e dair bilgi eksikliği bu konudaki önyargıları beslemekte ve HIV’i üzerine konuşulması zor bir konu haline getirmektedir. Hepimizin bildiği üzere eşitsizlikler kişiler arasındaki güç dengelerini etkilemektedir. Günümüzde yaşanan eşitsizlikler HIV ile yaşayan bireylerin statülerini paylaşmalarının önünde engel oluşturmaktadır.  Araştırmalar gösteriyor ki HIV’in kontrol edilebilmesi ve önlenmesi için partnerler arasındaki iletişimin güçlenmesi ve bu konudaki destek mekanizmalarının artırılmasına yönelik programlar etkili olmaktadır. Buna rağmen, bir araştırma hala partnerlerin büyük çoğunluğunun fiziksel şiddet, cinsel şiddet, sözlü taciz gibi pek çok olumsuz sonuç nedeniyle HIV statüsünü açıklayamadığını gösteriyor. Olumsuz sonuç ve engellerin ortadan kalktığı durumlarda HIV ile yaşayan bireylerin statüsünü paylaşmaları kolaylaşabilir. 

HIV statüsünün paylaşımı bir yasal zorunluluk mu?: Toplumda HIV ile ilgili birçok önyargı bulunmakta ve ayrımcılık yaşanmaktadır. Bu sebeple HIV ile yaşayanlar iş, eğitim ve sosyal hayatta doğrudan veya dolaylı olarak ayrımcılığa maruz bırakılmaktadır. Aynı şekilde: ayrımcılık yasağına karşın: Anayasa’nın 10. Maddesine göre: “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir”. Anayasa’nın 36. Maddesi ise, herkese eşit şekilde hak arama hürriyeti tanımaktadır. Kişilerin özel yaşamını ve kişilik hakkını ilgilendiren sağlık statüleri, gerek uluslararası sözleşmeler gerekse ulusal mevzuat tarafından güvence altına alınmış olup, bu statünün paylaşımı kanunların öngördüğü hallerle sınırlıdır. Dolayısıyla kişilerin sağlık verilerinin kanunların öngördüğü haller dışında paylaşımı hukuki ve cezai sorumluluğu da gündeme getirebileceği gibi aynı zamanda HIV statüsünün mahremiyet sınırları aşılarak paylaşılması, kişilerin hizmet alımında ya da gündelik hayatlarında ayrımcılığa uğramasına ve hak ihlali ile karşı karşıya kalmasına yol açabilir. Halihazırda sağlık kuruluşlarında kişilerin sağlık bilgileri kodlu sistem ile korunmaktadır. Kişilerin mahremiyet hakkının ihlali insan hakları ihlalidir.  Anayasa Mahkemesi Baş. No: 2014/19081 ve 1/2/2017 T. Kararında, “bu hak, bireyin kendisi hakkındaki bilgileri kontrol edebilme hukuksal çıkarını da kapsamakta, kendisi hakkındaki bilgilerin geleceğini belirleme hakkına işaret etmektedir (Serap Tortuk, B. No: 2013/9660, 21/1/2015, § 32). Özel hayata saygı hakkının kapsamında olan bireylerin kişisel verilerinin korunması hakkı, Anayasa’ nın 20. maddesinde açık olarak düzenlenmiştir.” der. Anayasa Mahkemesi yine aynı kararında, sağlık bilgilerinin, Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan kişisel veri niteliğinde olduğunu söylemektedir.

HIV ile yaşayan kişilerin herhangi bir yerde sağlık statülerini açıklayamamalarının farklı nedenleri olmaktadır. Herhangi bir kişinin kendisinde var olan enfeksiyondan etkilenmeyeceği tartışmasız bir gerçek olsa dahi statüsünü açıkladığında dışlanma, sevdikleri ve çevresi tarafından terk edilme, işini ve eğitim hakkını kaybetme düşünceleri bu kararı vermeyi zorlaştırmakta veya açıklamama yönünde davranış gelişmesine neden olabilmektedir. Bu düşünceler bireylerin kuruntularına değil daha önceden yaşanmış gerçek olaylara dayanmaktadır.

Sağlık hizmetlerinin güvenli bir şekilde sunulması için kullanılan standart enfeksiyon önleme yöntemleri her enfeksiyon için aynıdır. HIV ile yaşayan bireylere hekim veya diğer hastaların güvenliği için uygulanması gereken ek bir prosedür olmadığı gibi HIV ile yaşayanlar hekimlerine doğrudan statülerini açıklamak zorunda değildir. Her sağlık profesyoneli tüm hastalar ya da başvuranlar için evrensel enfeksiyon önleme kuralları çerçevesinde eşit ve etkili  önlemleri almakla yükümlüdür.

Paylaşmış olduğumuz postta da vurguladığımız  gibi enfeksiyonlardan korunmak öncelikle kişinin kendi sorumluluğudur. Bu sorumluluğun bir parçası da başkalarının statüsünden bağımsız olarak, kişilerin cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlarla ilgili kendi statülerini öğrenmek için düzenli test yaptırmalarıdır. Kamu kurumlarının sorumluluğu ise, anonim ücretsiz testlere ulaşılmasını desteklemek üzere eğitim ve erişim imkânlarını yaygınlaştırmaktır. 

Dünya’da HIV ile yaşayan her 4 kişiden 1’i HIV ile yaşadığını bilmiyor.
Sen statünü biliyor musun?
En son ne zaman HIV testi yaptırdın?
Nerelerden test olacağını biliyor musun? 

Eğer sonucun pozitif gelirse, yalnız değilsin!
Eğer HIV ile yaşayanlara destek vermek istersen, yalnız değilsin!

HIV ve AIDS ile ilgili bilgi için:
https://www.unaids.org/en/frequently-asked-questions-about-hiv-and-aids

 

Kaynaklar

1-https://www.unaids.org/en/resources/presscentre/featurestories/2018/july/undetectable-untransmittable
2-https://www.amfar.org/challenges-for-young-people-around-hiv-disclosure/ https://journals.plos.org/plosone/article?id=10.1371/journal.pone.0211921
3-https://journals.plos.org/plosone/article?id=10.1371/journal.pone.0211967
4-https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/BB/2014/19081?BasvuruNoYil=2014&BasvuruNoSayi=19081

Comments are closed.