Cinsel şiddetle ilgili toplumda yaygınlaşmış ve gerçek olmayan genellemeler, inanç ve yargılar bulunur. Bunlar doğru bilinen yanlışlar veya mitlerdir. Cinsel şiddeti yeniden üreten, sürdüren, görünmez kılan mitler toplumsal cinsiyet kalıplarından beslenir. Toplumun cinsiyetlerinden ötürü kişilerden beklediği roller ve davranışlar cinsel şiddete zemin ya da bahane oluşturamaz.

Cinsel şiddete maruz bırakılanın yediği, içtiği, giydiği, söylediği, yaşam tarzı; kısacası herhangi bir davranışı cinsel şiddetin bahanesi olamaz. Cinsel şiddet uygulayanın suçudur. Bahane bulmaya çalışmak mağdur suçlayıcılıktır. Mağduru suçlayanlar “hiç kimse cinsel şiddeti hak etmez” yerine “bazı insanlar cinsel şiddeti hak eder” düşüncesinden beslenir.

Cinsel şiddet, hayatta kalanın ne giydiğiyle, mesleğiyle, hangi saatte nerede olduğuyla, medeni haliyle, cinsiyet kimliğiyle ve/veya cinsel yönelimiyle ilgili değildir. Bunlar hayatta kalanın cinsel şiddeti “hak ettiğini”, eksik, yetersiz, yanlış kararlar verdiğini ima eden inanışlardır. Oysa cinsel şiddet sadece failin suçudur ve sadece failin sorumluluğundadır.

Evlilik içi cinsel şiddet suçtur ve cezası vardır. Kişilerin partnerleriyle ilişki biçimleri her ne olursa olsun, ister evli ister flört ediyor olsun, ister birlikte yaşasın, her ilişkide onay almak zorunludur. Onayın olmadığı her eylem cinsel şiddettir. Cinsel şiddetin kişilerin medeni durumları üzerinden cinsellik gibi gösterilmesi faili ve toplumdaki yanlış inanışları güçlendirir. Bir toplum sağlığı sorunu olan cinsel şiddeti gizler.

Cinsel şiddet şaka malzemesi değildir! Şaka adı altında cinsiyetçi, cinsel şiddeti olağanlaştıran ve olumlayan ifadeleri kullanmak cinsel şiddet tehdididir. Cinsiyetçi şakalar, küfürler, ayrımcı ifadeler şiddeti besler. Değişim dilde başlar, toplumu dönüştürmek dili dönüştürmekle mümkündür.

Cinsel şiddet faili, gündelik hayatta saygı duyulan, sevilen ve önemli olan bir kişi, aileden birisi, bir tanıdık, sevgili ya da bir yabancı olabilir. O kişinin ünlü biri, birinin babası, eşi vs. olması şiddetin uygulayıcısı olmayacağı anlamına gelmez! Cinsel şiddet uygulamak kişilerin mesleklerinden, statülerinden, ait oldukları ekonomik, sosyal ve kültürel sınıflarından bağımsızdır.

Cinsel şiddet kişilerin kontrol edilemeyen dürtüleriyle, cinselliğiyle ilgili değildir; güç ve iktidar ilişkileriyle ilgilidir. Toplumda öğrenilir, kaynağını toplumsal cinsiyet normlarından alır. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasıyla cinsel şiddet önlenebilir.

Cinsel şiddet toplumsal bir sorundur. Her yaştan, sınıftan, cinsiyet kimliğinden, cinsel yönelimden ve yaşam tarzından insan cinsel şiddete maruz bırakılabilir. Toplumda sadece belli bir kesimin bu suçun mağduru olduğu yaklaşımı doğru değildir. Örneğin erkeklerin yaşadığı cinsel şiddet toplumsal yapının ataerkilliği nedeniyle az görünürdür.

#ÖyleDeğilBöyle diyerek cinsel şiddete maruz bırakılanı suçlayan ve faili aklayan toplumsal algı ve yaklaşıma müdahale ediyoruz. Çünkü öğrenilen bir şiddet biçimi olan cinsel şiddet, ancak onu besleyen toplumsal algının dönüşmesiyle önlenebilir.

Comments are closed.