Cinsel şiddet yerel yönetimlerin sorunudur, cinsel şiddetle ilgili koruyucu-önleyici çalışmalar yürütmek ve şiddet sonrası destek hizmeti vermek belediyelerin görevleridir.
Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği olarak cinsel şiddetin azalması ve önlenmesi doğrultusunda yapılacak yerel yönetim çalışmalarını destekliyor ve belediyelerin stratejik planlama çalışmalarında dikkate almaları gereken sorunlar, haklar ve uygulanması gereken yaklaşım üzerine önerilerimizi sunuyoruz.

SORUNLAR
  • Cinsel şiddet ve istismar meselesinin, tüm zeminlerde (sosyal medya, basın, sosyal yardım ve destek işleri, stratejik plan ve metinler vb.) şiddete maruz bırakılanların desteklenmesi, adalete ve hakları olan hizmetlere erişimleri açısından konuşulmaması.
  • Cinsel şiddet ve istismar türlerinin yalnızca kamuoyuna yansıyan münferit vakalar olduğunda halk arasında ve kamu otoriteleri nezdinde görünür olması, sürdürülebilir bir zeminde planlı bir bilgilendirme ve hizmet çalışmasının yürütülmemesi.
  • Cinsel şiddet alanında çalışma yürüten sivil toplum örgütleri ve meslek uzmanlarının hem medyada, hem de kamu otoriteleri tarafından görüşlerinin alınmaması, iş birliği ve istişare yürütülmemesi.
  • Özellikle büyük kitlelere ulaşabilen kamu aktörleri, birimler ve kurum temsilcileri tarafından cinsel şiddet ve istismarla ilgili yanlış kavramların, yanlış inanış ve yaklaşımların kullanılması. Halka yönelik yanlış inanışların pekiştirilmesine ve yaygınlaşmasına, bazı durumlarda şiddetin yeniden üretilmesine sebep olunması.
  • Medya’nın toplumdaki yanlış inanışları pekiştiren bir etkisi olduğunun, doğru kullanıldığında toplumsal dönüşüm için etkin bir araç olduğunun gözden kaçması ve yerel medyaya yeterince önem verilmemesi
  • Cinsel şiddetle ilgili çözüme yönelik çalışma ve hizmetlerin bilinmemesi. Bu konuda diğer ülke veya şehirlerde uygulanan örnek modellerin bilinmemesi, olumlu haberlerin, şiddeti azaltıcı tedbirlerin, koruyucu-önleyici çalışmaların tanıtılmaması, tartışılmaması, uygulanmaması.
  • Cinsel şiddetin halen uç bir şiddet türü olarak görülmesi, gündelik hayattaki iletişim ve davranışlarımızla ilişkilendirilmemesi, toplumsal bir sorun olarak algılanmaması, toplumsal bir sorun olarak algılanmamanın neticesi olarak sorunun incelenmesinde akademik, hukuki ve idari ayakları kapsayan bütüncül bir yaklaşıma sahip olunmaması, cinsel şiddetin türlerinin bilinmemesi ve dolayısıyla bazı şiddet biçimlerinin görünmez kılınması, kamusal ortamlarda tartışılmaması, kamusal alanda bilgilendirme yapılmaması.
  • Cinsel şiddetle ilgili psikoloji, hukuk, adli tıp, sağlık, emniyet, sosyal destek, spor, eğitim vb. disiplinlerde ve alanlarda uzmanlaşma olmaması. Uzmanlaşmanın olmasını sağlayıcı cinsel şiddet birimlerinin de açılmaması ve cinsel şiddet türlerinden mağdur olanlara yönelik spesifik hizmetlerin verilmemesi. (Örneğin, cinsel şiddet danışma hatları, acil müdahale hatları, tecavüz kriz merkezleri, cinsel şiddet kriz merkezleri, uzmanlaşmış nitelikli hukuk ve psikolojik ilkyardım desteği veren birimler, genç danışma merkezleri, Çocuk İzlem Merkezleri; yerel inisiyatifle mahallelerde, ilçelerde oluşturulan şiddet sonrası müdahale-destek ekipleri vb.)
  • Belediyenin kadın ve LGBTİ+’lar için cinsel yolla bulaşan hastalık testi yapan ücretsiz ve anonim merkezlerinin bulunmaması.
  • Belediyelerin çalışanları, birlikte iş yaptıkları kurumlar, bireyler ve tüm paydaşları için cinsel şiddet özelinde güvenli ortam sağlayacak yönergelerin bulunmaması.
HAKLAR
  • Gençlerin kamusal alanlarda taciz edilmeden spor yapabilme,
  • Kadınların, günün hangi saati olursa olsun, giydikleriyle sokakta yürüyebilme ve taşıtlarda güvenle yolculuk yapabilme,
  • Cinsel yönelimi veya cinsiyet kimliğinden dolayı sokakta, markette, okulda, toplu taşımada, hastanelerde ayrımcılığa uğramama, aşağılanmama, sözlü veya fiziksel saldırıya veya cinsel şiddete maruz bırakılmama,
  • Türkçe konuşamayan turistlerin, öğrencilerin, çalışan veya yalnız yaşayan kadınların; esnaf, tanıdık kişiler veya yabancılar tarafından takip edilmeme, böyle bir durumda en kısa sürede ve kolay şekilde bilgi ve yönlendirmeye ulaşabilme,
  • Çocukların seslerinin duyulması, sözlerine inanılması, bedensel sınırlarının hiçbir yetişkin tarafından ihlal edilmeme,
  • Çocukların kendileri ve yaşadıkları şehir ile ilgili kararlarda söz alma,
  • Çocukların cinsel olarak istismar edilme tehlikesi yaşamadan parklarda, evlerinin önünde oynayabilme, okullarda eğitim görme,
  • Mahalle sakinleri olan sokak hayvanlarının işkence ve istismara maruz bırakılmadan yaşama,
  • Tacize, tecavüze uğrayanların damgalanma, acınma, utandırılma, suçlanma korkusu yaşamadan mahallelerinde, evlerinde, okullarında yaşadıkları şiddeti açıklayabilme ve uzaklara taşınmak zorunda kalmadan kendi mahallelerindeki destek birimlerine başvurabilme,
  • Kadın ve LGBTİ+’ların utandırılmadan, yargılanmadan ve suçlanmadan cinsel sağlık hizmetlerine erişebilme,
  • Belediye çalışanlarının ve iş birliği geliştirdikleri tüm bileşenlerinin; güvenli ortamlarda iş yapabilme
    HAKLARI BULUNUR.
YAKLAŞIM
  • Belediyeler kendi yerellerinde ve mekanlarında gerçekleşen şiddete sessiz kalmamalıdır, yok saymamalıdır. Özellikle görünür olmayan şiddet türlerinde gerekli hizmetleri vermek ve ihtiyaçları sağlamak için talep veya infial oluşmasını beklememelidir. Bu nedenle kendi kurumlarında bu konuyla ilgili mutlaka bir politika metinleri olmalı, hazırlanması için konuyla ilgili uzman kişi ve kurumlardan destek almalıdır.
  • Belediyeler şiddetin önlenmesi ve şiddet sonrası destek hizmetlerinin tedarik edilmesinde halkla ve yereldeki sivil toplum örgütleriyle iş birliği yapmalı ve ayrımcı olmamalıdır.
  • Belediyeler şiddet mağdurlarına destek hizmetlerinin lütuf ve iyilik olmayıp bunun kendilerinin hemşerilerine sağlamakla yükümlü oldukları görevleri olduğunu unutmamalıdır. Kimsenin şiddeti hak etmeyeceği yaklaşımıyla, cinsel şiddete maruz bırakılan kişilere YALNIZ OLMADIKLARI MESAJINI VERMELİDİR.
  • Belediyeler cinsel şiddete maruz bırakılan kadınlar, erkekler, çocuklar, engelliler, mülteciler, hayvanlar, LGBTİ’ler ve o il-ilçede yaşayan başka ülkelerin vatandaşlarına aralarında ayrım ve öncelik sırası yapmaksızın destek hizmeti sunmalıdır.
  • Belediyeler bulundukları yerelde toplumsal dönüşüme, ayrımcılığın ve şiddetin önlenmesine katkıda bulunmak için kamu aktörleri ve sivil toplum ile iş birliği ve iletişim kurmayı öncelemelidir. Bu konuda iletişim stratejileri geliştirmeli ve etkin kampanyalar yürütmelidir. Bu işlevini geri plana atmamalı, önemsizleştirmemeli, ertelememeli, başka aracı birimlere devretmemeli, bizzat tüm yönetimi ile içinde olmak için gerekli maddi kaynağın yanı sıra zaman ve insan kaynağını da ayırmalıdır.
  • Belediyeler oy kullanma hakları olmasa da çocukların hemşehrileri olduklarını unutmamalı cinsel istismarla mücadeleyi çocuk hakları, çocuk katılımı ve çocuk koruma ilkeleri çerçevesinde ele almalıdır.
  • Belediyeler, cinsel istismarla mücadelede yürüttükleri hizmetlerinde ve kampanyalarında sorumluluğun yönetimlerde ve yetişkinlerde olduğunu vurgulamalıdır. Cinsel şiddete maruz bırakılanları mağdurlaştıran ve yalnız ve güçsüz bir imaj içinde sunan görseller ile çocukların fotoğraflarını kampanya görsellerinde kullanmamalıdır.
HİZMETLER
  • Belediyeler, sınırları içinde yaşayan herkesin sokaklarında güvenle dolaşabildiği bir il/ilçenin tesis edilmesini sağlar. Karanlık sokakların yarattığı tekinsizliği önlemek ve sokak tacizi durumlarını azaltmak için karanlık sokakları güvenli bir şekilde aydınlatır. Sokakları, toplu taşıma araçlarını ve idari kurumları engellilerin güven ve huzurla dolaşabileceği şekilde düzenler.
  • Belediyeler, ilgili paydaşlarla iş birliği içerisinde personelini, esnafı, meslek uzmanlarını, ebeveynleri, ihtiyaç duyan bütün vatandaşları ve yerellerinde ikamet eden göçmen ve mültecileri cinsel şiddet ve istismar konusunda bilgilendirmelidir. Belediyeler o ilde/ilçede taciz-tecavüz veya istismar gerçekleştiğinde nelerin yapılacağını ve yapılamayacağını bilmeyen hiçbir kişinin kalmamasını sağlamayı hedeflemelidir.
  • Belediyeler çocukların cinsel istismarı konusunda yanlış inanışları, şehir efsanelerini değil, işin hukuki, tıbbi ve psikolojik boyutlarını içeren doğru ve sağlıklı bilgileri o il/ilçede yaşayan bütün yetişkinlere ulaştırmalıdır. Düzenli ve uzun vadeli koruyucu önleyici çalışmalar yapmalıdır.
  • Belediyeler cinsel şiddet ve cinsel istismar konusunda sıklıkla halkı bilgilendirmelidir. Farkındalık çalışmaları yürütmelidir. Farkındalık artırıcı etkinlikler, forumlar, tartışmalar, paneller, film gösterileri, atölyeler, mahalle etkinlikleri yapmalıdır. Kampanya oluşturarak o ili/ilçeyi belli dönemlerde bilgilendirici billboardlar ve tanıtımlarla donatmalıdır.
  • Şehrin/ilçenin her alanında; sokakta, metroda, otobüste, vapurda ve benzeri yerlerde taciz ve benzeri durumda halka yönlendirici bilgi veren videolar, afişler, piktogramlar ve diğer materyaller paylaşılmalıdır. Bu materyallerin içerikleri halkı korkutmayan, ümitsizliğe sevk etmeyen, caydırıcı ve güçlendirici (pozitif) bir dille oluşturulmalıdır. O ilçe veya şehirde, kamusal alanda taciz edildiğinde veya bir tacize tanık olduğunda ne yapmaya hakkı olduğunu, neler yapabileceğini ve nasıl müdahale edebileceğini bilmeyen (genci, yaşlısı) hiçbir hemşehrinin kalmaması hedeflenmelidir.
  • Belediyeler web sitelerinde, yayınlarında, bültenlerinde cinsel şiddet yaşayanlara da seslenmelidir. Mağdur olanı korkutmayan, aciz, güçsüz veya yalnız bir şekilde göstermeyen; aksine onu güçlendiren mesajlarla şiddetten hayatta kalanlara hitap etmelidir. Bir kurumun bu şekilde cinsel şiddet yaşayanlara ve yakınlarına “Seni yok saymıyorum, şiddet yaşadığını biliyorum, seni ve ihtiyaçlarını görüyorum, Belediyen olarak yanındayım, yalnız değilsin” mesajını vermesi bile koruyucu-önleyici (faili caydırıcı) bir çalışmadır. Şiddet sonrası başvuru birimlerinin nerede olduğu, nasıl başvurulabileceği ve hangi destek hizmetlerini verildiği bilgisini o il veya ilçede duymayanın bilmeyenin kalmaması hedeflenmelidir.
  • Belediyeler hemşehrilerine cinsel şiddet destek hizmeti vermeli ve cinsel şiddet destek birimlerini açmalıdır. Özellikle kadınlar, çocuklar, engelliler, yaşlılar, LGBTİ+lar, göçmenler gibi farklı ihtiyaçları olabilecek toplumsal grupların ihtiyaçlarının gözetildiği cinsel şiddet kriz merkezleri ve cinsel şiddet danışma merkezleri desteklenmeli ve oluşturulmalıdır. O il veya ilçede hiçbir kişi kendini dışarıda ve desteksiz, arkada bırakılmış hissetmemelidir.
  • Belediye kendi açtığı birimleri takip etmelidir. Sadece uzmanlığı değil, aynı zamanda o alana yönelik motivasyonu ve deneyimi olanlara da sorumluluk vermelidir. Açılan birimler belediyelerde boş odalar olarak kalmamalıdır. İşletilmeli, geliştirilmeli, denetlenmeli, tanıtılmalı ve duyurulmalıdır. Zaman zaman bu birimler etkinlikler oluşturmalı, halka bilgi veri ve istatistik sunmalı, halktan geri bildirim almalı ve ihtiyaç analizi de yapmalıdır. Planlaması ve hedefleri olmalıdır. Bir infialin oluşturduğu rüzgarla sadece görüntüde oluşturulan birimler hizmet verememekte ve sönümlenerek işlevini yitirmektedir.
  • Cinsel Şiddet Kriz Merkezleri deprem kadar önemli bir konudur ve acilen açılmalıdır. Bu tür şiddetin yaratabildiği travmaları ruh sağlığı uzmanları savaş ve afet örnekleriyle açıklamaktadır. Cinsel şiddetin her türüne maruz kalanlar bu merkezlere başvurabilmeli, başvuranların bilgileri gizli tutulmalı, kimse şikayetçi olmaya veya şikayetçi olmamaya zorlanmadan, ne tür bir desteğe ihtiyaç duyuyorsa o konuda deneyimli ve nitelikli uzmanlardan destek hizmeti ve danışmanlık alabilmelidir.
  • Belediye yoksulluk ve ekonomik kriz kapsamında şiddetin artacağı ve ücretsiz-nitelikli destek taleplerinin de artacağını öngörebilmeli ve kapasitesini buna göre oluşturmalıdır. Destek ve hizmet vermekle yükümlü birimler, başvurucuları birbirine yönlendirir hale gelmemelidir.
  • Belediyeler hayvanların acıyı hisseden, duyguları olan canlılar olduğu bilinciyle hareket etmeli; o il ve ilçede yaşayan hayvanlara yönelik şiddet, işkence ve tecavüz sonrası yerel rehabilitasyon merkezleri kurmalıdır. Bu merkezlerde hem sağlık desteği ve tedavi verilmeli, hem de o yerelde bulunan hayvan hak savunucuları ve bakım verenlerle hayvanlara yönelik şiddetin önlenmesi için birlikte çalışmalıdır. Yerel rehabilitasyon merkezleri şehre uzak yerlerde değil ilçe merkezlerinde olmalı ve ambulans, yerinde tedavi gibi hizmetleri de verebilmelidir. Bu konuyla ilgili de   sağlıklı yönlendirici bilgiler kamusal ve dijital ortamlarda yaygınlaştırılmalıdır. Halkın psikolojisini bozan şiddet görüntülerinin paylaşımı engellenmelidir.
BELEDİYELERİN KENDİLERİNE SORABİLECEKLERİ SORULAR
  • Cinsel şiddete maruz bırakılan yetişkinlere veya cinsel istismara maruz bırakılan çocuklara sunacağımız bir hizmet birimi, eylem planı, projesi, vaadi var mı? Yoksa bu konuyu yok mu sayıyoruz?
  • Görev yaptığım il-ilçe belediyesinde cinsel şiddet destek-danışma merkezi, şiddet başvurularına hizmet veren destek birimi, acil hat, telefonla danışma hattı hizmetlerinden herhangi biri var mı? Adı var ama kendisi ortada yok mu? Ya da kendisi var ama kimsenin haberi yok mu? Afişinde, broşüründe açık ve net biçimde cinsel şiddet türlerine yönelik başvuru yapılabileceği yazıyor mu? Hukuki-psikolojik danışmanlık, yönlendirme, barınma-sığınak hizmeti gibi, hangi hizmetleri verdiği belli mi? Herkes için kolayca ulaşılabilir mi? Arayanlar zamanında ve nitelikli cevap alabiliyor mu? İzleme, takip ve raporlama yapılıyor mu?
  • Görev yaptığım il-ilçe belediyesinin web sitesinde cinsel şiddet, taciz, tecavüz, cinsel istismar ve yalnız değilsin gibi kelimeler geçiyor mu?
  • Görev yaptığım il-ilçe belediyesi cinsel şiddeti önlemekle ilgili bir kampanya, etkinlik yaptı mı? Halkı bu konuda bilgilendiren bir iletişim çalışması oldu mu?
  • Görev yaptığım il-ilçe belediyesi personeline yönelik iç eğitimler için bütçe ayrılıyor mu? İlgili STK’lardan ve uzmanlardan bu konuda destek alınıyor mu?
  • Görev yaptığım il-ilçe belediyesine bağlı bir gençlik danışma merkezi bulunuyor mu? Gençler cinsel sağlık ve üreme sağlığı konusunda nitelikli bilgi ve danışmanlık alabiliyor mu?
  • Görev yaptığım il-ilçe belediyesi, o ilçenin parkında, otobüsünde, çarşısında, kamusal alanlarında yaşanan taciz, sarkıntılık gibi konularda bireyleri hızlıca yönlendirecek bilgileri, haklarını, yapabileceklerini, yol haritasını, bir destek veya bildirim mekanizmasını sunmuş mu? Bu bilgilere kamusal alanlarda rastlamak mümkün mü?
  • Görev yaptığım il-ilçe belediyesi bireylere destek hizmeti sunarken onlarla eşit ilişki kuruyor mu? Bu hizmetin yerel yönetimlerin görevi ve bireylerin hakkı olduğunun bilincinde mi? Yoksa bu hizmeti bir iyilik lütfeder gibi mi sunuyor?

CŞMD’NİN BELEDİYELERE SUNABİLECEĞİ İŞ BİRLİKLERİ

1) Belediye personeline yönelik seminer, atölye, eğitim, eğitici eğitimi faaliyetleri:

– Cinsel şiddetle ilgili temel kavramlar ve mitler
– Cinsel şiddet sonrası destek sistemi, hayatta kalana yaklaşım, haklar ve hizmetler
– Cinsel istismara yönelik koruyucu-önleyici yaklaşım
– Cinsel şiddet alanında hak temelli habercilik
– Akranlar arası şiddet ve flört şiddeti
– Toplumsal cinsiyet ve lgbti+ kavramlar
– Hayvana yönelik cinsel şiddet temel kavramlar ve yaklaşım
– Çocukların Bedensel Söz Hakları eğitmen eğitimi (5 günlük)

2) Cinsel şiddet sonrası destek sistemine yönelik danışmanlık ve destek

– Belediyenin şiddet sonrası başvuru birimlerinin aktifleşmesi; kapasite ve niteliğinin arttırılmasına yönelik çalışmalar
– Kurum içi cinsel şiddet birimi/komisyonu ve politika metinlerine yönelik danışmanlık ve destek
– Panel, çalıştay, konferans gibi etkinliklere konuşmacı desteği
– Belediyenin yürüteceği cinsel şiddetle mücadele kapsamındaki etkinliklerde destek ve danışmanlık
– Belediyenin kamusal alanlarda sunacağı, halkı bilgilendirici görsel materyallerin içeriği ve çerçevesi konusunda destek ve danışmanlık


 

SON OLARAK,

Cinsel şiddet yerel yönetimlerin sorunudur, cinsel şiddetle ilgili koruyucu-önleyici çalışmalar
yürütmek ve şiddet sonrası destek hizmeti vermek belediyelerin görevleridir.

Bugün faillerin tehdit ettiği kadınlar sokağa çıkmaya korkuyor, şiddet sonrası hayatta kalanlar güvenli
yerlere sığınamıyor, başvuru merkezi bulamıyor ve sosyal medyadan yardım çağrılarında bulunuyorsa, bunun anlamı

ŞİDDETTEN HAYATTA KALANLARIN TALEP VE İHTİYAÇLARININ SİYASETÇİLER TARAFINDAN YOK SAYILMASIDIR.

Belediye kaynakları vergilerle oluşur, bu kaynaklarla verdikleri hizmetler lütuf, iyilik, inayet, sosyal yardım değildir.

DESTEK HİZMETLERİNİ SAĞLAMAK BELEDİYELERİNİN İŞİDİR.
DESTEK HİZMETİ ALMAK HAKTIR!

Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği

Comments are closed.