BM Kadına Yönelik Şiddet Özel Raportörünün (SRVAW) “Ağır ve Sistematik Bir İnsan Hakları İhlali ve Toplumsal Cinsiyet Temelli Şiddet Türü Olarak Tecavüz” Tematik Raporu’na yönelik anket doldurma daveti üzerine Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği 20 Mayıs 2020 tarihinde bir rapor sundu.
Raporu buradan okuyabilirsiniz. 

 

Çağrıya yönelik açıklama aşağıdadır:

Birleşmiş Milletler Kadına Yönelik Şiddet ve bunun neden ve sonuçları üzerine Özel Raportörü, Sayın Dubravka Šimonović, 2020 Eylül ayında BM Genel Kurulu’na sunacağı tematik raporda devletlerin uluslararası insan hakları standartları doğrultusunda tecavüzün ağır ve sistematik bir insan hakları ihlali ve toplumsal cinsiyete dayalı bir şiddet türü olarak suç sayılması ve kovuşturulması konusundaki sorumluluklarını ele alacaktır.

Tecavüz, hâlihazırda çok sayıda devlet ve yargı makamı tarafından bir cinsel şiddet suçu, savaş suçu, insanlık suçu ve/veya özel durumlarda soykırım olarak tanınmış olup, suç teşkil etmekte ve kovuşturulmaktadır. Tecavüz farklı tanımlara (güç/rıza) ve farklı kapsamlara (kadın, erkek, evlilik içi, her türlü penetrasyon) sahiptir ve kovuşturulmada farklı ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenleri, farklı yaptırımları ve farklı zaman aşımı koşulları içeren bir suçtur. Her ne kadar erkekler ve oğlan çocukları da tecavüz mağduru olabilseler de, tecavüz ağırlıklı olarak kadınları etkilemektedir ve dolayısıyla kadınlara yönelik bir şiddet eylemi olarak toplumsal cinsiyet temelli şiddet tanımına girmektedir.

Küresel olarak, tecavüzün sıklıkla bildirilmediği, bildirildiğinde ise nadiren tüm imkanlar kullanılarak kovuşturulduğu; kovuşturulduğunda ise az sayıda mahkûmiyet ile sonuçlandığı bilinmektedir (kovuşturma aşamalarında ilerlendikçe kovuşturma sayısı düşmektedir). Bütün bu nedenler faillerin çoğunluğunun cezasız kalmasıyla sonuçlanmaktadır; dolayısıyla kadınlar adalet sistemine inançlarını yitirmekte ve tecavüzü bildirmemekte, bu ise düşük ihbar oranlarının, cezasızlık kültürünün ve tecavüzün normalleştirilmesinin bir araya geldiği bir durumu ortaya çıkarmaktadır.

Genel olarak, mağdur ve failler arasındaki ilişki(ler) de dâhil olmak üzere tecavüzün bildirilmesi, kovuşturmalar ve mahkûmiyetler konusunda veri eksikliği bulunmaktadır.

Bir insan hakları ihlali ve kadına yönelik toplumsal cinsiyet temelli şiddet (TCTŞ) türü olarak tecavüze dair uluslararası insan hakları çerçevesi önemli seviyede iyileştirilmiştir, ancak bu iyileştirilmiş standartlar hala ulusal düzeyde yasalara ve uygulamalara tam olarak dâhil edilememiştir.

Bu raporun hedefi, tecavüzün suç olarak kabul edilmesi ve kovuşturulması üzerine mümkün olduğunca çok bilgi toplanması ve bu sayede ulusal ceza kanunlarının, sistemlerinin ve uygulamalarının hem barış zamanları hem de çatışmalar sırasında tecavüz ve cinsel şiddet üzerine uluslararası standartlar ile uyumlaştırılması sürecinin teşvik edilmesidir.

Özel Raportör, bu rapor aracılığıyla Devletler ve diğer paydaşlarla kabul edilen uluslararası standartlar ile uyum sağlama adına ulusal ceza yargılaması süreçlerine dâhil edilmesi gereken kilit uluslararası insan hakları standartları konusunda tavsiyeler sunmayı; tecavüzden hayatta kalanlara adalet ve desteğe erişim sağlamayı; cezasızlık döngüsünü kırmayı; faillerin yargılanmasını ve bu kimselerin hala ceza kanunları veya ceza muhakemesi süreçlerinin bir parçası olan gizli yerel normlar tarafından korunmadığından emin olunmasını amaçlamaktadır.

Bu maksatla, Kadına Yönelik Şiddet Özel Raportörü bütün devletleri, ulusal insan hakları örgütlerini, sivil toplum aktörlerini, uluslararası örgütleri, akademisyenleri ve bütün ülkelerden diğer paydaşları aşağıda sunulan anketi cevaplandırarak göndermeye davet etmektedir: https://www.ohchr.org/EN/Issues/Women/SRWomen/Pages/SRVAW.aspx

*Click here to read the report in English.

Comments are closed.