Son günlerde tanıklık ettiğimiz TERF (Trans dışlayıcı radikal feminizm) ve biyolojik/toplumsal kadınlık tartışmalarına istinaden queer feminist bir oluşum olarak cinsel şiddetle mücadele ederken trans kadınların bedenleri üzerinden yürütülen dışlayıcı yaklaşımı kabul etmediğimizi ifade etmek isteriz.

Trans kadınların ve transfeministlerin sözlerinin beden indirgemeci bir yaklaşımla dişil-eril ikiliğiyle kesilmesini, tartışma dışı bırakılma çabalarını, sahip oldukları var sayılan avantajların dile getirilmesini transfobi ve transmizojeni olarak görüyoruz. Atanmış cinsiyet üzerinden yapılan “ayrıcalık” varsayımı; trans çocukların yaşadığı taciz, zorbalık ve baskıyı görünmez kılar. İkili cinsiyet sistemine dayanan toplumsallaşma süreçlerini her fırsatta sorgularken, çocukların bedensel söz hakkı için mücadele ederken bu süreçlerin ayrıcalık olarak dile getirilmesinin cis normatif sistemin ürettiği güç ve hiyerarşiden beslendiğini tekrarlıyoruz. Cinsiyet beyanını esas alıyor; cis kadınlar kadındır, trans kadınlar kadındır diyoruz.

Tıpkı toplumsal cinsiyet gibi biyolojik cinsiyet de toplumsal bir kurgudur. Cinsiyetler, bedensel varoluşlar iç/dış genital organlara indirgenemez. Bedensel cinsiyet atamalarına, toplumsal cinsiyet atamalarına, ikili cinsiyet rejiminin ürettiği güç hiyerarşilerine inat iyi ki varsın transfeminist mücadele ve dayanışma!

(Fotoğraf: Özge Özgüner / csgorselarsiv.org)

Comments are closed.