Sözlük tetikleyici olabilir

Bu sözlükte karşınıza çıkacak bazı kavramlar ve tanımlar geçmişte yaşadığınız, halen etkisi süren, farkında olduğunuz veya olmadığınız travmatik bir olayı yeniden hatırlatabilir; kaygınızı artırabilir, şiddet deneyiminin zihninizde canlanmasına neden olabilir. Bu nedenle okumaya başlamadan önce kendinizi hazırlamanızı, kavramları ara vererek okumanızı, tetiklendiğinizi hissederseniz okumaya ara vermenizi ve hazır hissettiğinizde okumaya güvendiğiniz bir kişinin eşliğinde devam etmenizi öneririz.

Toplumsal Cinsiyet

Genellikle atanmış cinsiyet* ile uyumlu olduğu varsayılarak, kadınlık ve erkeklikle ilişkilendirilen toplumsal ve kültürel cinsiyet normlarını ifade etmek için kullanılır. Kişiler toplumsal cinsiyet normlarını aile, okul, iş yeri, medya gibi sosyal ortamlardaki etkileşim süreci içinde öğrenir ve içselleştirirler. Yani toplumsal cinsiyete dayanan roller değişmez, sabit ve sorgulanamaz değildir. Toplumsal cinsiyet kavramı, cinsiyet kimliği, cinsel yönelim ve cinsiyet ifadesi gibi kavramları da içerisinde barındırır. Cinsel kimlik kompleks, akışkan ve kişiye özeldir. Bu nedenle tıpkı ikili cinsiyet sistemi gibi, kadın ve erkek arasında kurulmuş eşitsiz ve hiyerarşik ilişkinin kendisi de yapaydır; sorgulanabilir, değiştirilebilir, dönüştürülebilir. Toplumsal cinsiyete dayalı kalıplar ve roller keskinleştiğinde ve sabitlendiğinde, bu kalıplara sığmayan kişilere yönelik önyargılar, baskı ve şiddet de artar.

Atanmış Cinsiyet

Dış genital özelliklerden yola çıkılarak gebelik ya da doğum sonrasında bebeğe atanan cinsiyet etiketi. Kimi ülkelerde/kültürlerde genişlemekle birlikte, çoğunlukla ikili cinsiyet, kız ve oğlan/kadın ve erkek ile sınırlıdır. Sıklıkla “biyolojik cinsiyet” ya da “bedensel cinsiyet” ifadeleri kullanılsa da, kişinin cinsiyet kimliği beyanı olmaksızın tıp tarafından atandığı için “atanmış cinsiyet” kavramını kullanmak daha doğrudur.

Tetikleyici

Travmatik bir olayın yaratmış olduğu bir tepki yapısını harekete geçiren uyaranlar. Tetiklenmek; görme, işitme, tatma, koklama ya da dokunma duyularımızın uyarılmasıyla yaşamış olduğumuz travmatik bir olayı hatırlamamız, hissetmemiz ve farklı düzeylerde benzer duyguları tekrar yaşamamızı ifade eder. Tetikleyici olayın ya da nesnenin kendi içinde travmatik olması gerekmez, sadece hatırlatıcı olması yeterlidir. Örneğin belli bir ses, koku, manzara, renk, özel bir gün vs. de tetikleyici olabilir. Tetikleyici uyaranların etkisiyle travma sonrası stres bozukluğu semptomları, geri dönüşler (flashback), gerçeklik kaybı ya da kaygı ve huzursuzluk ortaya çıkabilir. Şiddet içeren anlatı ve paylaşımlarda olumsuz duyguları tetikleyebilecek, karamsar, çaresiz, mağdurlaştırıcı bir dil kullanmak yerine güçlendirici, olayı toplumsal bileşenleriyle ele alan, hak talep eden ve dayanışmayı ön plana çıkaran bir dil/yaklaşım kullanmak tetikleme/tetiklenme riskini azaltır.

Flört Şiddeti

Duygusal, romantik, cinsel bir beraberlik içerisinde ya da beraberlik bittikten sonra partnerlerden birinin diğeri –ya da birbiri- üzerinde güç ve kontrol kazanmaya çalıştığı, zarar verici davranış biçimleri. Flört şiddeti ve güvensiz davranışlar, ciddi ya da sıradan kısa ya da uzun süreli heteroseksüel biseksüel ya da eşcinsel tekeşli ya da çok eşli kişilerin farklı şekillerde tanımladığı ya da yaşadığı herhangi bir ilişki biçiminde gözlemlenebilir. Literatürde yaygın olarak flört şiddeti kavramı kullanılmakla birlikte “sevgili şiddeti”, “romantik partner şiddeti”, yakın partner şiddeti”, “ilişkisel şiddet”, “ilişki içi şiddet” gibi kavramlar da bu şiddet türünü ifade etmek için kullanılabilir. Zarar verici davranışlar; partneri kontrol etmek için sözel, duygusal, sanal, fiziksel ya da cinsel şiddetin uygulandığı ya da tehdit olarak kullanıldığı pek çok farklı biçimde gerçekleşebilir.

Cinsel Taciz

Kişinin onayı olmaksızın gerçekleştirilen, fiziksel temas içermeyen rahatsız edici cinsel eylem, söz ve davranışlar. Örneğin onay almaksızın cinsel içerikli mesaj atmak, laf atmak, şakalar yapmak, fotoğraf veya karikatür göstermek, ısrarla ilişki teklif etmek, cinsel organların teşhiri, yaşadığı cinsel deneyimleri anlatmak, kişiyi cinselliğiyle ilgili küçük düşürmek, aşağılamak. Kişinin onayı olmaksızın gerçekleştirilen ve fiziksel temas içeren her türlü cinsel eylem ise cinsel saldırıdır. Cinsel saldırı tek ve ani bir hareketle de gerçekleşebilir. Örneğin, onay almaksızın makas almak, öpmek, ya da bir toplu taşıma aracında cinsel amaçlı fiziksel temasta bulunmak. Cinsel saldırı ilişki ya da evlilik içinde de gerçekleşebilir. Örneğin ilişki sırasında onay almaksızın prezervatif çıkarmak, onay almaksızın parterin üzerinde seks oyuncağı ya da diğer nesneleri kullanmak.

Cinsel Şiddet

Onay almaksızın, onay inşa ederek veya onay almanın söz konusu olamayacağı durumlarda kişinin/kişilerin uyguladığı, cinselliğe yönelik teşebbüs ve tehdit içeren her türlü eylem, davranış ve müdahale. Cinselliğin araç olarak kullanıldığı ya da kişinin cinsiyetini, cinsel kimliğini, cinsel yönelimini, toplumsal cinsiyetini veya toplumsal cinsiyet ifadesini hedef alan, onayın var olmadığı, istenmeyen, gerçekleşmiş, teşebbüs edilmiş, tehdit boyutunda kalmış eylem ya da davranışlardır. Eylem gerçekleşmiş bir eylem olabilir, gerçekleşmemiş ve girişimde kalmış olabilir. Cinsel şiddete yönelik gözdağı, şantaj ve farklı tehdit davranışları olabilir. Bir kişinin bedensel ve/veya cinsel bütünlüğüne yönelik bir müdahale de olabilir. Örneğin cinsel sağlığı tehdit eden bir müdahale, üreme sağlığı ile ilgili ilaç ve hizmetlere erişimin engellenmesi, cinsiyet kimliğine karşı yapılan zorunlu operasyonlar gibi. Kişi alkol veya uyuşturucu etkisi altında ise, bedensel veya zihinsel/ruhsal olarak onay vermekte yetersiz durumda ise, kişinin ilaç vb. madde ile direnci kırıldı ise, çocuk ise (18 yaşın altında ise); hayvan ise onay almak söz konusu olamaz.

Cinsel İstismar

Cinsel istismar, uluslararası sözleşmeler ve ulusal hukuk metinlerinde çocuk olarak tanımlanan bireylerin (18 yaşına kadar her birey çocuktur), bir yetişkin tarafından cinsel olarak sömürülmesi. Cinsel istismar akranlar arası merak odaklı cinsel oyun ya da akranlar arası şiddet davranışları ile karıştırılmamalıdır. Bu durumun cinsel istismar olarak adlandırılması için taraflardan birinin yetişkin bir birey olması gerekir. Cinsel istismar sanal ortamda da gerçekleşebilir ve sadece temas içeren davranışlarla sınırlı değildir. Çocukları cinsel istismara maruz bırakan kişiler sanıldığının aksine yabancı değil genellikle çocuğun tanıdığı, güvendiği, saygı duyduğu ve belki sevdiği kişiler ve yakınlarıdır. İstismar eden yetişkinler istismarı çoğunlukla bu güven, saygı ve yaş farkı kaynaklı gücün kötüye kullanılması yoluyla gerçekleştirirler. Aile içinde gerçekleştiğinde “aile içi cinsel istismar” olarak adlandırılır. Çocuklar; korunma, destek ve doğru uzman yaklaşımıyla yaşadıkları cinsel istismar sonrasında şifa bulabilir, mutlu ve üretken bir yaşama sahip olabilirler. Sessizliği kırmak, her istismarın bildirimini yapmak ve cezasızlığı kaldırarak adaleti sağlamak ilk adımdır.

Onay

Kişinin belirli bir cinsel davranışı yaşamak istediğini özgür iradesiyle, sözlü veya bedensel ifade yoluyla net ve açık olarak belirtmesi. Cinsel davranışın başladıgı an kişiden kişiye farklılık gösterir. Onay sınır ihlallerinin önüne geçmek için pratik bir uygulamadır. Onay tek seferliktir. Bir cinsel davranışa onay vermek o davranışın her zaman kabul edileceği anlamına gelmez. Onay geri çekilebilirdir. Bir cinsel davranışa başlamak için onay vermek, onu sürdürmek için de onayın olduğu anlamına gelmez. Hukukta “rıza” kavramı kullanılır. Cinsel suçların belirlenmesinde ölçüt olan “rızanın olmaması” durumu bağırma, yardım isteme, fiziksel direnç gösterme gibi fiillerle sınırlandırılarak içinde bulunulan koşullar yok sayılmaktadır. Bir cinsel davranış karşısında sessiz kalmak onay göstergesi değildir. Sürekli cinsel talebin ya da tehdidin olduğu; baskı içeren koşullarda ya da kişinin karar verebilecek durumda olamayacağı durumlarda onaydan bahsedilemez. Cinsiyeti, cinsel yönelimi, cinsiyet ifadesi ne olursa olsun onay kavramı herkes içindir.

Onay İnşası

Kişinin onay vermediği herhangi bir cinsel davranışta onay almak için kişinin karar verme yetisini manipüle etmek. Israr, yalan, duygusal tehdit, ikna süreçleri (hediyeler, maddi destek ve ikram), duygusal baskı (kişiye kendini suçlu hissettirme), kaygıyı azaltma (birliktelik üzerine verilen güvenceler) gibi fiziksel zorlama içermeyen yöntemler kullanılır. Arzu ve onay birbirine karıştırılmamalıdır. Bir kişiyi ya da cinsel davranışı arzulamak, o davranışa onayınız olduğu anlamına gelmez. Her birey cinsiyetinden/cinsel kimliğinden bağımsız olarak, cinsel davranışlara onay vermeyi veya vermemeyi seçer. Onayın inşa edilmesi, bu seçimlerin bulanıklaşmasına ve hayatta kalanın maruz bırakıldığı şiddeti çok sonra fark etmesine sebep olabilir. Onay inşasını başkaları üzerinde kurabildiğimiz gibi, toplumun dayattığı rollerle kendimiz üzerinde de kurabiliriz. Onay inşasının sorgulanması; kendimizi ve birbirimizi dinleme, iletişim kurma, bilgilerimizi değil duygularımızı anlama ve ifade etme, sınırlara saygı gösterme üzerine bir güçlenme ve özgürleşme sürecidir.

Onay Kültürü

Duygulara ve cinselliğe dayalı tüm ilişkiler ve ilişkilenmelerde rızanın varlığının sorgulandığı ve konuşulduğu bir iletişim biçiminin toplumda yerleşmesi. İngilizce’de “consent culture” olarak kullanılan bu kavramı Türkçe‘ye “onay kültürü” olarak çevirmeyi tercih ediyoruz. Rıza kavramı hem Türkçe‘de hem de İngilizce’de olumlanan onayı, ya da olumlayarak istemeyi tam olarak karşılamadığından ve daha çok hukukta kullanıldığından bu tercih yapılmaktadır. Onay kültürü, her zaman ve her koşulda cinsel davranışlara onay verilmesi demek değildir. Aksine; her zaman ve her koşulda, bir cinsel davranışa yönelik olumlanan onayın olup olmadığının sorgulanması ve kişilerin birbirinin sınırlarına saygı duymalarına dayalı bir iletişimin o toplumun kültürüne yerleşmesi demektir. Onay kültürü; çocukların hayır ya da evet derken kendilerini dinlemeleri ve kendi sınırlarını keşfetmeleri üzerine yetiştirildiği, toplumsal cinsiyet rollerine göre ayrıştırılarak kişilerin arzularını ifade etme veya gizleme üzerinden baskılanmadığı, onayın olmadığı cinsel davranışların teşvik edilmediği ve şiddetin çeşitli gerekçeler ve yanlış inanışlar aktarılarak kişilere öğretilmediği bir kültürü yansıtmaktadır.

Şiddet Döngüsü

Şiddet içeren ilişkilerde şiddet davranışlarının belirli bir döngü içinde devam etmesi. Şiddet uygulayan partnerler genellikle ilk şiddet davranışının arkasından özür dileyerek bir daha bunun asla yaşanmayacağına dair sözler verir, partnerin ilişkide kalması için onu ikna ederler. Fakat araştırmalar gösteriyor ki; bir ilişkide şiddet davranışı bir kere gerçekleşiyorsa tekrar etme olasılığı yüksektir. Şiddet döngüsü birkaç aşamadan oluşabilir. 1. Aşama-Gerilimin yükselmesi: İletişimde kesinti, korku ve kaygı artışı. 2. Aşama-Şiddet davranışı: Hakaret, tehdit, sözel/duygusal/fiziksel/cinsel/ekonomik şiddet 3. Aşama-Barışma: Özür, şiddeti gerekçelendirme, değişim vaadi, hediyeler 4. Aşama-Sakinlik: Yaşananları yok sayma, şiddetsiz iletişim. Her ilişki farklı ve biricik olmakla birlikte, şiddet davranışlarının zamana yayılarak artması ve yaşayan için daha zarar verici hale gelmesi güvensiz ilişkilerin ortak özelliğidir. Bu durum kişinin yaşadığı şiddeti fark etmesini ve şiddet içeren bu ilişkiden çıkmasını daha zor hale getirir. Bu nedenle şiddet döngüsünün nasıl işlediğini bilmek ve önlem almak önemlidir.

Cinsel Şiddet Sustukça Artar, Hadi Konuşalım! projesi kapsamında düzenlediğimiz Cinsel Şiddet Kavram Tartışmaları’ndan ortaya çıkan kavramları  kavramlar sözlüğü adı altında topladık. 

Detaylı bilgi için: bunuyapabiliriz.tumblr.com